Siyah İnci


Bir nevi çirkin ördek hikayesi değil midir bir siyah inci hikayesi de.

Toplumda alışılmışın dışında olan ne varsa ilk tanıştığı şey yargılanmaktır.
Koca koca insanlar bile bu konuda çocuk gibidirler. Öyle ki bir çocuğun açıkça ifade ettiği dürüst acımasız cümleleri dürüstçe sarfedemeyecek kadar aciz ve zavallıdırlar. Arkanızdan, sinsice, kendi içlerinde ya da yandaşlar bularak yaparlar bunu.



Hayatınızda en az 1-2 kere siz de siyah inci oldunuz.Sizden bir doktor, mühendis, öğretmen olmanız beklenirken müziği, dansı, tiyatroyu seçtiğinizde siyah inciydiniz. Beklenenin dışına çıkacak kadar cesur olduğunuz için aptallıkla, mantıksızlıkla, gerçekleri görememekle suçladılar sizi. Anlamadılar ki, anlamaya çalışmadılar ki siz dans ederken sizdiniz. Notaları duyduğunuz anda sıyrılıyordunuz o yargılardan. Ve umrunuzda değildi, bir annenin çocuğuna sahip çıkma hissi gibiydi sizin için sanatınız. Resminiz dünyaya verdiğiniz bir hediyeydi ve onlar bilmese de değerini umrunuzda değildi. Ama yordular, yıktılar çoğu zaman sizi.

Herkesin yalan söylediği bir konuda dürüst olduğunuzda terbiyesizlikle yaftaladılar. Ya da bunun yerine gelebilecek pek çok kelime. İstediğinizi istiyorum demek ya da istemediğinizi ifade etmek büyük ayıptı. Ama yüzlerine baka baka yalan söylemek kabuldü hertürlü ortamda. Misal yanlış bir insanı sevdiniz, onlara göre yanlış. Seferber oldular, olmaz dediler. Bazen o kadar yordular ki ömür boyu özleyeceğinizi bile bile elveda dediniz sevgiliye. Ha bu sevgili bir insan da olabilir bir hobi de bir arkadaş da. Sizi sevdiklerinizden ayırdılar ya da sevmediğiniz şeylere mahkum ettiler. Çünkü sizin siyah inci yönünüzü gördüler, yok edilmeliydiniz.

Üstelik bu siyah incilik o kadar özneldi ki. Şu an burada bu toplumda bu görenekte beyazken, buradan 20-30 km sonra siyahlaşabilen bir yapıydı bu. Çocuk aklınızla bile ne zaman nerede ne yapılacağını çözmeliydiniz. Evde annenize açık açık "Ben Zeliha teyzenin kızını sevmiyorum şımarık o" diyebilirken, Zeliha Teyzenin yanında aynı cümleyi kurduğunuzda "ÇOK AYIP" oluyordu.

Bizler, Türkiye'de çocukluğumuzdan başlayarak riyakar bir nesil olarak yetişmeye zorlandık. Siyah inciliklerimiz ya yok olmalıydı yahut tenha köşelerde kendi kendimize çıkardığımız birer süs eşyası olarak kalmalıydı.

Bir de bunu başından beri reddedenler oldu. En cesurlarımız, hani sizin asi bu çocuk dedikleriniz, inatçı olarak atfedilenler. dik başlı, sorumsuz, saygısız bilinenler. Yerine göre ibne, orospu, orospu çocuğu işe yaramaz, namussuz da diye anılanlar. Onlar bırakmadılar siyah inciliklerini. Ömür boyu bırakmayacaklarına and içtiler farkına varmadan. Onlar yazdılar, çizdiler, konuştular, sustular. Seçtikleri yoldan, benliklerinden vazgeçmediler. Onlar yalnızlığı seçtiler beyaz inciler toplumunda. Şiddet gördüler, hakarete uğradılar, hep salaklıkla damgalandılar. Farklılıklarından ötürü idam edildiler.


Etrafınızda bir siyah inci varsa kıymetini biliniz, sizin böyle bir yönünüz varsa vazgeçmeyiniz. Bir gün anlaşılacaktır değeriniz. Anlaşılmasa da kendiniz olmak en büyük hakkınız değil miydi başından beri?
Kendi seçimimizle gelmediğimiz bir dünyada kendi seçimlerimizi yaşamaktan daha doğal ne olabilir?
Vazgeçmeyiniz ve sizi siyahlıkla suçlayanları s*ktir ediniz!

Etiketler: , , , , , , ,